23.8.11

Bism...

Sanırım bu yeni kayıt şeysine basıncası yazılıyormuş buraya, ben öyle yaptım şuan ama olur diye tahmin ediyorum, ha olmayıp da uzayın derinliklerine karışacak hali yok ya bu yazımın. Gerçi karışsa da üzülmem aslında, bittiğinde "ne biçim yazmışım be!" diyeceğime adım gibi eminim.

Adım demişken adımı da sevmezdim ben hiç gerçi, hep ismi sesli harfle biten insanlara hasta olmuşumdur evvelden beri "anne bana niye almadın, bizde niye yok!" diye söylendim hep ama tabi içimden. Gerçi annemler bile koymamış adımı, hastanedeki doktor annemlere ilk çocuğunuz mu demiş, onlar da yok bir de bunun bir boy büyüğü var şeklinde cevap verince, o da hımm adı ne peki büyüğünün diye soruvermiş. Bizimkiler de "Sinem" deyincesi adam da hah demiş buna da "Didem" deyin de uyumlu olsun, bizimkiler de ben doğana dek hiçbir şekilde isim müzakeresinde bulunmadığından "oluuur" diye onaylamışlar doktoru. İsmim bile başkalarına benzemek zorunda kalmışken, benden nasıl orjinal bir insan olmamı beklersiniz hiç anlamam bu sebeple.

O değil de "bizde niye yok!" söz öbeğini söyleyince aklıma düştü gene o pilli civciv, ne yer etmiş kafamda arkadaş ben de bilmiyordum ona bu kadar değer verdiğimi. Yıl olmuş 2011 ben hala pilli civciv diye sayıklıyorum.
Hep annemin suçuydu, oysa kriterlerimi bile oldukça düşürmüştüm karne hediyem konusunda, "konuşan oyuncak papağan" yerine "pilli zıpzıplayan civcive" inmiştim. Aslında oyuncak papağandan önce de gerçek civciv istiyordum ama onu bir kere deneyimleyip ablamla bitlenmiş olduğumuzdan konuyu açsam da işe yaramayacağını biliyordum. Neyse yıllar yılı annem beni bu sene alıcam sana pilli civciv, seneye alcam, ha aldım ha geliyorum diye diye oyaladı. Yaşım büyüyünce ben de büyüdüm sandı, istemem sandı daha da pilli civciv falan ama istiyordum... Yazarımsı buraya bir damla gözyaşı düşürüp kağıdı kabarık hale getirmek isterdi ama lanet olsun ki teknoloji çağındayız, ne elimde tüyden bir kalemim ne de pilli civcivim var.

Resmen oturdum şuraya salak saçma bir anımı, saplantımı yazdım iyi mi? İlk yazımın heyecanına mı versem, saçmalama potansiyelimin yüksek oluşuna mı versem ben de bilemedim şimdi, siz neye isterseniz ona verin. İsterseniz diğer şıkkına yönelin, isterseniz hiçbir şıkka yönelmeyin bana ne ki zaten, sizin düşüncelerinize karışacak halim yok! Tamam kes tamam, duymak istemiyorum ne düşündüğünü, soranda kabahat zaten!

Yazıya başladım başlamasına ama tam burada, yok orası değil tam şurada tıkandım, bu da tıkandığımın resmi değil midir zaten? Sırf buralar da dolsun diye yazmıyor muyum bunları da, ki bakın hala yazıyorum; hatta bu yöntemle neredeyse dört satır yazı falan yazabilirim. Hiçbir şey anlatmayarak, hiçbir öğretici öğe taşımadan, hatta okunma kaygısı bile taşımadan yazımı bu şekil "nasıl da yazamıyorum" konusuyla sürdürmek istiyorum aslında ama gerek yok. Sanki bir bilgi versem alıp kullanacaksınız, sanki atom parçalıyoruz da benden de bilimsel şeyler bekleyeceksiniz, yok yaa!

Yazımı beklentili ya da beklentisiz okuyan ya da okumayan her kim varsa ondan, evet senden, sen evet sen "ben mi?" diye sorup etrafına bakınan, senden başka okuyan var da sanki bir de kalkmış ben miyim diyor, nelerle uğraşıyorum allahım? Bak beni o kadar sinirlendirmişsin ki senden yazım hakkında özür dilemediğimi bile gözden geçirirken farkettim evet sen deyip kalmışım yukarıda. Bu arada "A" büyük olacaktı orada, neyse bu da günah haneme yazıldı sanırım sol omzumda bir hareketlenme bir sayfa çevirme sesi hissettim o yüzden daha fazla bu konuya girmeyeceğim, onlar her yerdeler! Arkanda!

0 Yorum:

Yorum Gönder